İlişkilerde aynı döngü neden tekrar eder?

Kişiler değişse bile benzer duyguların ve çatışmaların yeniden ortaya çıkması bize ne anlatır?

Yeni bir ilişkiye başlarken çoğu zaman bir şeyin bu kez farklı olacağını umarız. Bir süre sonra tanıdık bir his geri gelir: yine aynı yerde tıkanmak, yine aynı cümleleri kurmak, yine aynı boşluğu hissetmek. Kişi değişmiştir ama duygu aynıdır.

Bu noktada akla gelen ilk açıklama genellikle şudur: “Ben yanlış insanları seçiyorum.” Bu cümle bir şeyi doğru fark eder ama yanlış yere koyar. Mesele seçimlerin kötü olması değil, seçimin hangi ihtiyaçtan yapıldığıdır.

Tekrar bir hata değil, bir çözüm denemesidir

Psikodinamik bakış açısında tekrar eden ilişki örüntüleri rastlantı sayılmaz. Erken dönemde bir yakınlık biçimini öğreniriz: sevginin nasıl gösterildiğini, ihtiyacın nasıl karşılandığını ya da karşılanmadığını, çatışmanın nasıl yönetildiğini. Bu öğrenme sözel değildir; bir tür beden hafızası gibi taşınır.

Sonrasında yetişkin ilişkilerinde farkında olmadan benzer bir sahne kurulur. Çoğu zaman amaç acı çekmek değildir — tam tersi. Bilinçdışı bir düzeyde, bu kez farklı bitmesi umulur. Eski yaranın yeni bir ilişkide onarılması beklenir. Ama sahne aynı kurulduğunda sonuç da çoğunlukla aynı olur.

Döngü nasıl görünür?

  • Yakınlaştıkça açıklanamayan bir huzursuzluk belirir
  • Karşındakinin ilgisini test etme ihtiyacı doğar
  • İhtiyacını söylemek yerine anlaşılmayı bekler, sonra kırılırsın
  • Çatışmadan kaçınırken biriktirir, sonra beklenmedik bir anda taşarsın
  • İlişki bittiğinde “zaten biliyordum” duygusu gelir

Bu maddelerin her biri tek başına olağandır. Anlamlı olan, birlikte ve tekrar tekrar ortaya çıkmalarıdır. Tekrarın kendisi bir bilgi taşır.

“Zaten biliyordum” neden yetmiyor?

Çoğu danışan terapiye gelirken örüntüsünü zaten adlandırabiliyor. “Ben hep uzak insanlara ilgi duyuyorum” ya da “ben hep fazla veriyorum” cümlelerini duymak sık. Ama bilmek tek başına değiştirmiyor.

Bir örüntüyü anlamak ile o örüntünün içindeyken başka bir şey yapabilmek aynı şey değildir.

Çünkü örüntü düşünce düzeyinde değil, duygu ve tepki düzeyinde çalışır. Tetiklendiğin anda devreye giren şey bilgin değil, yıllardır seni koruyan otomatik hareketindir. Terapide bu otomatik hareketi yavaşlatmaya, tetiklendiğin anı birlikte incelemeye çalışırız.

Terapide ne olur?

Çalışmanın önemli bir kısmı, döngünün terapi ilişkisinin içinde de belirmesiyle ilerler. Terapistine karşı hissettiklerin — beklenti, hayal kırıklığı, mesafe ihtiyacı — dışarıdaki ilişkilerinde olan biteni canlı bir örnek olarak görünür kılar. Bu, laboratuvar koşullarında incelemek gibidir: olan bitene birlikte, tam olurken bakabiliriz.

Zamanla, aynı sahne kurulduğunda otomatik olanı değil başka bir şeyi seçmek mümkün hâle gelir. Bu hızlı olmaz ve düz bir çizgide ilerlemez. Ama döngünün kendisi kaderin değil, öğrenilmiş bir hareketin sonucu olduğunda, öğrenilebilir başka hareketler de vardır.

Bu yazı tanı koymaz

Buradaki içerik bilgilendirme amaçlıdır; klinik değerlendirme ya da tedavi yerine geçmez. Acil bir risk söz konusuysa 112'yi ara ya da en yakın acil servise başvur.

Tüm yazılar

Burada kendinden bir şey buldun mu?

Yalnız başına anlamlandırmak zorunda değilsin.

WhatsApp’tan yazTelefonla ara