İnsanların çoğu yakınlık ister. Aynı insanların çoğu, yakınlık gerçekten mümkün hâle geldiğinde bir biçimde geri çekilir. Bu çelişki tutarsızlık değildir; iki ihtiyacın aynı anda çalışmasıdır.
İki ihtiyaç aynı anda
Bir yanımız görülmek, bilinmek ve bağlanmak ister. Diğer yanımız incinmemek ister. Yakınlık arttıkça incinme ihtimali de artar, çünkü yakın olan biri seni gerçekten etkileyebilecek konumdadır. Geri çekilme çoğu zaman ilgisizlik değil, bu ihtimale karşı alınmış bir önlemdir.
Mesafe koymak, bağlanmak istememek değil; bağlanmanın bedelinden korkmak olabilir.
Nasıl görünür?
- İyi geçen bir buluşmanın ardından açıklanamayan bir soğuma
- Karşı taraf yaklaştıkça kusur aramaya başlamak
- Kendini anlatmaya başlayınca konuyu değiştirme ihtiyacı
- İlişkide “fazla” olduğunu düşünüp geri adım atmak
- Ulaşılabilir olan kişiye ilgi duymakta zorlanmak
Bir zamanlar işe yarıyordu
Bu örüntüler genellikle bir yerde öğrenilir. Duyguların karşılık bulmadığı, ihtiyacın fazla bulunduğu ya da yakınlığın öngörülemez olduğu bir ortamda büyüyen biri için mesafe akıllıca bir çözümdür. Kendini fazla açmamak, beklentiyi düşük tutmak, ihtiyacı görünmez kılmak — bunlar o koşullarda işe yarar.
Sorun, koşullar değiştiğinde çözümün değişmemesidir. Bugün karşında güvenilir biri olsa bile, eski önlem hâlâ devrededir. Bu yüzden geri çekilme çoğu zaman bilinçli bir karar gibi hissedilmez; olur.
Terapide ne üzerine çalışılır?
Amaç geri çekilmeyi zorla ortadan kaldırmak değildir. Önce ne zaman devreye girdiğini fark etmeye çalışırız: hangi cümleden sonra, hangi bakıştan sonra, hangi yakınlık düzeyinde. Bu fark ediş, otomatik hareketin arasına küçük bir aralık açar.
Sonrasında bu aralıkta başka bir şey denemek mümkün olur — çoğu zaman çok küçük bir şey: bir cümleyi geri yutmamak, bir mesajı silmemek, bir ihtiyacı adlandırmak. Yakınlık kapasitesi büyük kararlarla değil, bu küçük denemelerle genişler.



